Dini Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dini Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2008 Salı

Mevlit Kandili



/>
Peygamberimiz, Miladi takvime göre 20 / Nisan / 571 yılında, Kameri aylardan Rabiulevvel ayının 12. Pazartesi günü Mekke’de dünyaya gelmiştir. Onun doğumu insanlığın kurtuluşu ve aydınlık bir geleceğin başlangıcı olmuştur.

Peygamberimizin doğduğu asırda dünyada cehalet- zulüm ve haksızlık vardı. Güçlü olan daima haklıydı. İnsanlar köle pazarlarında mal gibi alınıp satılıyor, kadın değersiz ve uğursuz sayılıyordu. İçki aşırı drecede içiliyor, gelecek fala bakılarak belirleniyordu. Mal ve can güvenliği yoktu.

Canab-ı Hak, insanoğlu doğru yoldan saptığı zaman onları hidayete sevk edecek mutlaka bir peygamber göndermiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) de böyle bir atmosferde dünyaya gelmiştir.

“Meryem oğlu Hz. İsa şöyle söylemişti: Ey İsrail oğulları! Ben size gönderilen Allah’ın bir peygamberiyim. Benden önce Tevrat’ın tasdikçisi- Benden sonra gelecek bir peygamberin müjdecisi olarak gönderildim ki, o peygamberin ismi Hz.Muhammed’dir.” (Saf/6)

O, Âlemlerin Rabbinden Âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Kendisine peygamberlik ğörevinin verilmesiyle asırlara sığmayacak inkılâpları kısa bir zaman içersinde gerçekleştirmiştir. Dünyaya insanlık-adalet ve medeniyeti getirmiştir.

O, yüzyıllarca gerçekleştirilemeyen hukuku-hürriyeti-eşitliği-demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta dünyaya yerleştirmiştir. Cehalet asrı, saadet asrına dönüştürmüştür.

Peygamberimiz sadece bir kavme bir millete peygamber olarak gönderilmemiştir. O, bütün insanlığa gönderilen evrensel bir peygamberdir.
“Biz seni bütün insanlığa müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik”.(Sebe/28)
Bütün insanlık âlemine rehber olarak gönderilen bir peygambere ümmet olmak bizler için ne büyük bir şereftir.
Bütün varlıklar onun dünyaya gelişini coşku ve sevinçle karşılıyor. Süleyman Çelebi onun dünyaya gelişini şöyle tasvir ediyor:
“Yaratılmış cümle oldu şaduman,
Gam gidip âlem yeniden buldu can.

Cümle zerrati cihan edüp nida,
Çağrışu ben dediler ki merhaba,

Merhaba ey! Ali sultan merhaba,
Merhaba ey! Kani irfan merhaba.”

İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen sevgili peygamberimizin doğum yıldönümünü kutlamak, onun yüksek ahlakını anlamak ve onun sünnetine uymakla mümkün olur.
Bu gece Müslümanlar arasında büyük bir coşku ile kutlanmakta, sevgili peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Onun ahlak ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak en asli gayemizdir. İşte o zaman onun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanabiliriz.

Kandil geceleri İslam’ın ilk zamanlarında yoktu. Hicretin üçüncü asrından sonra kutlanmaya başlanmıştır. Türklerde ise ikinci Selim’den itibaren kutlanmış, minarelerde kandiller yakılmıştır. Bundan dolayı böyle mübarek gecelere kandil gecesi denilmiştir.

Peygamberimizin dünyaya teşriflerini anarken onun üstün şahsiyetini ve güzel ahlakını tanımaya, getirdiği evrensel mesajı anlamaya çalışalım. Mevlit kandilinin aydınlığı ile gönüllerimizi aydınlatalım.

Gününüz aydın olsun! Gönlünüze huzur dolsun! Duanız kabul olsun! Kandiliniz mübarek olsun!

9 Ocak 2008 Çarşamba

Muharrem Ayı ve Aşure Günü


Tarih boyunca insanlar sosyal - ekonomik işlerini düzenlemek için takvimi bulmuşlar,bunu yaşantılarına koymuşlardır.

Takvim: Güneş- dünya ve ay hareketlerinin esas alınmasıdır. Tarihi kaynaklara bakıldığında takvim ilk defa Mısırlılar tarafından kullanılmıştır. Tükler ise ilk defa “12 Hayvanlı Türk Takvimini” kullanmışlardır.


Osmanlı Devletinde Tazminata kadar Hicri Takvim kullanılmış, Tazminatla birlikte Rumi takvimin kullanılmasına geçilmiş, Cumhuriyet döneminde ise 1925 yılında Miladi Takvimi kullanılmaya başlanmıştır.


1- Hicri Takvim: Peygamberimizin Mekke’den - Medine’ye hicreti halife Hz. Ömer zamanında hicri takvimin başlangıcı kabul edilmiş, Muharrem ayı da bu takvimin ilk ayı olarak alınmıştır. Ay yılını esas alır.


2- Rumi Takvim: Romalılar tarafından kullanıldığı için Rumi Takvim olarak isimlendirilmiştir. Mart ayı bu takvimin ilk ayı olarak kabul edilmiştir. Güneş yılını esas alır.


3-Miladi Takvim: Hz. İsa peygamberin doğumu başlangıç alınmıştır. Papa XIII Gregorius tarafından hazırlanmıştır. Ocak ayı bu takvimin ilk ayı olarak kabul edilmiştir. Güneş yılı esas alınır.


Bizim kültürümüzde Muharrem ayının - Aşure gününün önemli bir yeri ve önemi vardır. Muharrem ayı, Kur’an-ı Kerim de adı geçen aylardan biridir.
Şöyle buyrulmaktadır: “Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gün yürürlüğe koyduğu evrensel yasalar sistemine göre, katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü (Zilkade-Zilhicce-Recep-Muharrem) haram aylardandır. Bu en doğru hesaptır. Sakın bu aylarda konmuş yasakları çiğneyerek kedinize zulmetmeyiniz.”(Tövbe/36)


Muharrem ayının onuncu gününe Aşure günü denir. Aşure: Arapça on manasına gelen aşara kelimesinden türemiştir. aşure günün de bir takım olaylar meydana gelmiştir.


Allah birçok duaları Aşure gününde kabul etmiştir. Kıyametin Aşure gününde kopacağı rivayet edilmiştir. Bugün de Allah’ın on peygamberine on değişik ikramda ve ihsanda bulunduğu beyan edilmiştir.


1- Hz. Âdem’in (a.s.) tövbesi bugünde kabul edilmiştir.
2- Hz. Nuh’un (a.s) gemisi karaya bugünde oturmuştur.
3- Hz. Musa (a.s.) Firavun’un şerrinden bugünde kurtulmuştur.
4- Hz. Davut’un (a.s.) tövbesi bugünde kabul edilmiştir.
5- Hz. Yunus (a.s) balığın karnından bugünde kurtulmuştur.
6- Hz. Yusuf (a.s.) atılan kuyudan bugünde kurtulmuştur.
7- Hz. Yakup (a.s.) Hz. Yusuf’a bugünde kavuşmuştur.
8- Hz. Eyüp (a.s.) hastalığından bugünde şifa bulmuştur.
9- Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail bugünde doğmuştur.
10-Hz. İsa (a.s.) bugünde göğe yükseltilmiştir.(Sahih-i Müslim Şerhi, 6: 140)

Böylesine manalı ve kutsi hadiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün, Müslümanlarca hep kutlanmıştır. Aşure günü, Yahudi ve Hıristiyanlarca da kutsaldır. Hz. Hüseyin (a.s.) da bugünde şehit edilmiştir.

Muharrem ayında özellikle Aşure gününde Aşure tatlısı yapılır. Dostlara -akrabalara- komşulara ikram edilir. Tatlı yenilir- tatlı konuşulur. Dostluklar pekişir. Komşuluk ilişkileri kuvvetlenir.Aşurenin içindeki çeşitli gıdalar birleşerek tek yiyecek oluşturduğu gibi,onu yiyenler de tek yürek olurlar.

Aşure ile ilgili rivayetler Hz. Nuh (a.s.) dayandırılır. Nuh (a.s.), tufandan sonra gemide kalan yiyecekleri karıştırıp bir çorba hazırlamıştır. Bundan dolayı bazı yörelerimizde Aşure tatlısına, Aşure Çorbası denir. Aşure bir ibadet değil, bir gelenektir.

Yeni Hicri yılınız ve Aşure gününüz mübarek olsun. Yeni Hicri yıl dünyaya huzur ve barış getirsin.

25 Aralık 2007 Salı

Kurban Bayramı

Kurban insanlık tarihi ile beraber başlamış, tarih boyunca çeşitli kültürlerde bir ibadet olarak uygulanmıştır. İnsanoğlu var olduğundan beri kurban kesilmektedir. İlahi ve batıl dinlerin hemen hemen hepsinde kurban kesilir. İlk kurban, Hz. Âdem’in oğulları Habil ile Kabil tarafından kesilmiş ve Allah’a sunulmuştur.

İslamiyet’te kurban temel inançlarının başında gelir. Kurban, Allah’a manen yaklaşmak için ibadet niyetiyle hususi bir vakitte kesilen hayvana denir.
Kuran’ı Kerim de şöyle buyrulmaktadır:
“Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” (Kevser /2)
“Kurbanların ne etleri, ne de kanları hiçbir zaman Allah’a ulaşmaz. Ancak sizden ona yalnız takvanız (saygınız ) ulaşır.” (Hac /37 )
Kurban, bizi Hz. İbrahim’in itaatine - Hz. İsmail’in teslimiyetine- Hz. Hacer’in sabır ve tevekkülüne ulaştırır. Allah’a sığınarak sıkıntılarımıza çözüm bulma yollarını gösterir. Bundan dolayı insanlar önemli işlerinde kurban keserler ve kurban adarlar. Böylece kurban insanın psikolojik yapısında- toplumun sosyolojik yapısında olumlu etkiler meydana getirir.
Kurban kesmek bizi, Allah’a yaklaştırır, çevremizle kaynaştırır ve bizi mutluluğa ulaştırır. Kesilen kurbanlar nedeniyle bayramda ekonomik hayat canlanır. Kurban kesen kimse, kurbanını ihtiyaç sahibi insanlarla paylaşır. Bu vesilesi ile fakirler sevinir. Böylece kurban kültürümüzün bir parçası haline gelir.
Bayramlar, sevinç ve neşe günleridir. Bu günlerde sevinçli ve güler yüzlü olmalıyız. Bayramlar, maddi ve manevi zenginliklerin, insanların üzerine yağdığı günlerdir. Bayram günlerinde toplumun şuuru bütünleşir, fertler birbiriyle kaynaşır.
Bayramların, hem dini hayatımızda, hem de toplumsal hayatımızda çok önemli bir yeri vardır. Bayramlar dargınların barışması için bir fırsattır. Müslüman Müslüman’a üç günden fazla dargın duramaz.
Bayramlar da başta anne ve babalarımız olmak üzere büyüklerin elleri öpülür, Akraba ve komşularla bayramlaşılır, birlik ve kardeşliğimiz pekişir.
Bayramlarda çocuklar- öksüzler- yetimler ve kimsesizler sevindirilir. Hastalar ziyaret edilip şifa dilenir. Mezarlıklar ziyaret edilip onlara dua edilip- hayır ve hasenatta bulunulur.
Bayramlarda çevremizdeki insanlara güler yüzlü davranmalıyız. İncitici ve zarar verici davranışlardan sakınmalıyız. Toplumu oluşturan fertleri, birbirleriyle kaynaştırarak milli birliğimizin sağlanmasına ve toplumu rahatsız eden ayrılık ve düşmanlıkların yok olmasına çalışmalıyız.
Hayatın sıkıntıları içinde bunalan, bitkin ve yorgun hale gelen gönül dünyamızı kurban bayramı canlandırsın, çalışma azmimizi artırsın. Hepinizin Kurban Bayramı mübarek olsun…Allah’ın rahmeti üzerinize olsun…

7 Aralık 2007 Cuma

Hac Mevsimi


Hac, İslam’ın beş ana temel esasından biridir. Hac, hem mal hem beden ile yapılan bir ibadettir. Hac, İslam ülkeleri arasında kültür alış verişidir. Hac, İslam dünyasının yıllık kongresidir. Hac, şartları taşıyan Müslümanlara ömründe bir defa farzdır.
Hac, dilleri- renkleri- milletleri farklı olan insanların aynı duygular etrafında tek yürek olmalarıdır.
Hac, belirli zamanlarda ihram adı verilen özel elbise ile Arafat bölgesinde vakfe yapmak (durmak), Kabe’yi Muazzama’yı tavaf (ziyaret) etmektir.
Kâbe, Hz. Âdem (a.s) tarafından yapılan yeryüzünün ilk binasıdır.
Bu durum Kur’an’ı Kerim’de şöyle beyan edilir:
“Muhakkak ki insanlar için yeryüzünde yapılan ilk bina, Mekke’deki o mübarek Beyittir. Orada apaçık deliler ve Hz. İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren güven bulur. Gücü yeten her kimsenin o Beyti ziyaret etmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.” (Ali İmran/ 96- 97)
Hz. Âdem tarafında inşa edilen Kâbe, daha sonra Hz. İbrahim tarafından yeniden yapılmıştır.
Yunus Emre Kâbe aşkını şöyle dile getiriyor:
“Canım Kâbe varsam sana,
Yüzüm gözüm sürsem sana”.

Hac, İslamiyet’in doğuşundan yirmi iki sene sonra farz kılınmış en son ibadettir. Sevgili peygamberimiz 632 yılında ömründe bir defa ve son defa hac yapmıştır. Bundan dolayı peygamberimizin yaptığı hacca “veda haccı” denir.

Müslüman olup hacca giden Amerikalı Malcolm X duygularını şöyle anlatıyor:

“Bu kutsal ziyarette gördüğüm manzara beni tüm eski düşmanlıkları bırakmaya, takındığım tavrı bir kenara atmaya zorladı. Etrafımda her renkten insanın sergilediği cana yakınlık karşısında söyleyecek söz bulamadım. Hayatımda hiç böyle sıcak dostluklara, samimi kardeşlik gösterilerine şahit olmamıştım. Amerika İslam’ı anlamak zorundadır. Çünkü dünyada ırk ve sınıf ayırımını kabul etmeyen tek din İslamiyet’tir.”

Kutsal topraklarının bulunduğu Mekke- Medine 1517–1917 tarihleri arasında Türklerin yönetiminde kalmış, Osmanlı padişahları buralara çeşitli hizmetler götürmüşler, ancak kendilerine hac nasip olmamıştır. Osmanlı devleti tarafından İstanbul- Medine demiryolu yaptırılmış, haberleşmek için telgraf hattı döşenmiş, Mekke’de kale inşa edilmiş ve buralara içme suyu sağlanmıştır.

Her sene Türkiye’den hac mevsiminde hac görevini yerine getirmek için Suudi Arabistan’a yüz bin civarında hacı adayı gitmektedir. Bu sene ilk hac kafilesi 12 / Kasım / 2007 tarihinde yola çıkmış, dönüşler 23- 24 / Aralık / 2007 tarihinde başlayacaktır.
Hacca giden hacı adaylarımıza hayırlı yolculuklar diler, sağlık ve afiyet içinde yurda dönmelerini temenni ederim. Allah haclarını mübarek etsin, gitmek isteyipte gidemeyenlere de imkânlar nasip eylesin. AMİN…

3 Kasım 2007 Cumartesi

Ramazan Bayramı

Bayramlar, yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı hislerinin kuvvetlendiği günlerdir.
Bayramlar, sevinçlerin ve üzüntülerin paylaşıldığı günlerdir.
“Müslümanlar o kimselerdir ki, hem sevinç hem keder- hem darlık hem varlık zamanlarında insanların ihtiyaçlarını giderirler. Kızdıkları zaman öfkelerine sahip olurlar, insanların da kusurlarını affederler. Allah da iyilik yapan kullarını sever.” (Ali İmran/134)
Bayramlar, Allah’ın bize verdiği ilahi ziyafetlerdir. Bayramlara hazırlanmak, temiz ve yeni elbiseler giymek, güzel kokular sürünmek, güler yüzlü olmak sünnettir.
Bayramlar da eş dost ve akrabalar ziyaret edilir. Onlarla bayramlaşılır. Uzakta olan akrabalarla telefonlaşarak bayramları tebrik edilir. Fakirler-kimsesizler-çocuklar sevindirilir. Hastalar ve mezarlıklar ziyaret edilir.
Bayram vesilesi ile dargınlıklar, kırgınlıklar unutulur. Bayramlaşmaya gelenlere ikramlarda bulunulur, tatlı yenir tatlı konuşulur.
Bayramlar, neşe- sevinç ve eğlence günleri olduğu için meşru eğlence ve oyunlar düzenlenir.
Peygamberimiz bir bayram gününde eşi Hz. Ayşe ile birlikte kılıç kalkan oyunlarını izlemiş, kız çocuklarının tef çalarak eğlenmelerine müsaade etmiştir.
Bayramlar yardımlaşma-dayanışma ve kaynaşma günleridir.
Peygamberimiz buyuruyor: “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Müslüman Müslüman’a zulmetmez. Onu haksızlık edenin eline bırakmaz. Bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Bir Müslüman bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da ona karşılık kıyamet gününde onun ihtiyacını giderir. Bir kimse din kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter” (Riyazüssalihin/1/284) Hayatın sıkıntıları içinde bunalan, bitkin ve yorgun hale gelen insanlar bayramda dinç hale gelir. Akrabalık ve komşuluk ilişkileri güçlenir. Birlik ve beraberlik kuvvetlenir.Bayramınız kutlu- gönlünüz mutlu- geleceğiniz umutlu olsun.

Kadir Gecesi

8 Ekim 2007 Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece Kadir gecesidir. Başka bir ifade ile Ramazan’ın yirmi altısını yirmi yedisine bağlayan gece Kadir gecesidir.
Kur’ân’ı Kerim de adı geçen tek ay Ramazan ayı, tek gecede Kadir gecesidir. Kadir gecesine ait özel bir sure indirilmiştir. Bu surede şöyle beyan ediliyor:
“Biz Kur’ân’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi: Bin aydan daha hayırlıdır. O gecede, Rab’lerinin izniyle melekler ve Cebrail, her türlü iş için inerde iner. O gece, tan yeri ağarıncaya kadar tam bir esenliktir.” Bu gecede Müslümanlara bir fırsat verilmiştir. Bir gecede bin aydan daha fazla sevap kazanma imkânı sağlanmıştır. Bu gecede sadece Cebrail değil, sayılarını ancak Allah’ın bildiği melekler topluluğu yeryüzünü şenlendirir. Dünya onlara dar gelir. Bu gece takdir gecesidir. Bir yıl içinde olacak olan hadiselerin programı meleklere bildirilir. İnsanlığı kurtuluşa çağıran, karanlık yolları aydınlatan Kur’ân’ı Kerim, bu gecede indirilmiş; daha sonra ayet ayet ve sureler halinde vahiy yoluyla peygamberimize sunulmuştur. Yirmi üç seneye yaklaşan bir zamanda indirilen Kur’ân’ı Kerim, sayıları kırk civarındaki vahiy kâtipleri tarafından hem ezberleniyor hem de yazılıyordu. Peygamberimiz, Kur’ân’ın ayetleri ile kendi sözlerinin karışmaması için kendi sözlerinin yazılmasına izin vermiyordu. Her sene Ramazan ayında Cebrail peygamberimize gelerek indirilen ayetleri okuyor, peygamberimiz dinliyor; peygamberimiz okuyor Cebrail dinliyordu. Buna karşılıklı okuma ve dinleme anlamına gelen mukabele denilmiştir. Bu güzel âdet Ramazan ayında zamanımızda da devam etmektedir. Peygamberin vefatından sonra halife seçilen Hz. Ebubekir döneminde Kur’ân’ı Kerim kitap haline getirilmiş, halife Hz. Osman zamanında çoğaltılarak değişik İslam beldelerine gönderilmiştir. O Kur’ân’ı Kerimlerden biri, Hz. Osman’ın okurken şehit edildiği ve kanlarının üzerine aktığı kitap İstanbul Topkapı sarayındadır. Bugün Müslümanların elindeki Kuranlar bu çoğaltılan kitaplardan istifade edilerek yazılmıştır. Kur’ân’ı Kerim hiçbir harfi değişmeden zamanımıza kadar gelmiştir. Çünkü Allah tarafından teminat altına alınmış ve sigortalanmıştır. Kur’ân’ı Kerimde buyruluyor:“Kur’ân’ı biz indirdik, Onu elbette biz koruyacağız.” (Hicr/9) Bu gecede günahlarımıza pişman olarak tövbe edelim. İnsanlığın huzuru, sevgi ve kardeşliğin sağlanması için Allah’a dua edelim.Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Kim Kadir gecesinde inanarak, o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.”(Tecridi sarih-6/313) Bizde peygamberimizin tavsiye ettiği şu duayı yapalım.“Allah’ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizi de affet.”
Kadir gecesinin insanlığı aydınlığa götürmesini, dünyaya barış ve huzur getirmesini temenni ederim.

Berat Kandili



27.Ağustos.2007,Şaban ayının 14’ünü 15’ine bağlayan gece Berat Kandilidir.

Berat kandili, yüce Allah’a sığınarak günahlardan arınma ve kurtuluş gecesidir.
Bu gece, gönül dünyamız şenlenir, rahmet ve mağfiret kapıları sonuna kadar açılır.
Bu gece, ruhumuz manevi kirlerden arınır, nefsimizin sefil isteklerine gem vurulur.
Bu gecede, ameller Allah’a arz olunur, rızk ve bereketi kullarına bol bol verilir.
Bu gecede, amellerimizin sayımı yapılır, Peygamberimize tam şefaat yetkisi verilir.
Bir yıl içinde olacak olayların programı bu gecede yapılır. Rızıklar- eceller- doğumlar- ölümler v.s. gibi her şeyin tespiti bu gecede yapılır.

Bu gecede günahlarla kirlenen gönül dünyamızı tövbe ile temizleyelim. Yaptığımız hatalara pişman olalım. Nefislerimizi kontrol altında tutalım. Çağın getirdiği sıkıntılarla bunalan ruhlarımızı ibadetlerle mutlu kılalım. Bu geceyi ganimet gecesi bilelim ve Allah’a sığınalım.

Peygamberimiz buyuruyor:
“Bu gecede yüce Allah dünya semasına tecelli eder ve der ki: Yok, mu tövbe eden? Tövbesini kabul edeyim. Yok, mu rızk isteyen? Rızk vereyim. Yok, mu şifa isteyen? Şifasını vereyim. Yok, mu başka isteği olan? Onun istediğini vereyim. (İbni Mace/191)

Hz. Ayşe peygamberimizin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Muhakkak ki Allah Şaban ayının On beşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Beni Kelp kabilesinin koyunlarının kıllarının sayısınca insanları bağışlar.”(Taç/ 93)

Bu gece, tövbe gecesidir. Tövbe ruhu arındırmanın en güzel yoludur. İnsanlar borçlarını ödedikleri zaman kendilerine bir ödeme belgesi yazılır. Berat gecesin de günahlarına pişman olup tövbe eden Müslümanlara da berat belgesi yazılır.

Kur’an’ı Kerim de şöyle buyrulur:
“Ey! İman edenler: Allah’a öyle tövbe edin ki tam bir pişmanlıkla, samimi bir tövbe olsun. Umulur ki: Allah hatalarınızı örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetine koyar.”(Tahmin/8)

Bu mübarek berat gecesinde yaşantımızı gözden geçirelim. Hayatımıza çeki düzen verelim. Dini yönden kendimizi yenileyelim. Gidişatımıza yeni bir yön verelim. Geçmişimizin muhasebesini yaparak geleceğimizi Allah’ın rızası doğrultusunda planlayalım. Dünyaya niçin geldik nereye gideceğiz? Düşünelim. Bu geceyi ganimet gecesi bilelim. Günahlarımızdan berat edelim. Nefsimizi sorgulayıp yargılayalım. Duygularımızın erozyona uğradığı asrımızda, daralan ruhlarımızın nefes alması için bu geceyi fırsat bilelim. Dünyadaki misyonumuzu bilelim. Ona göre vizyon sahibi olalım. Bu gecede camileri doldurarak birlik ve beraberliğin en güzel örneğini verelim.

Bu gecede Allah’a şöyle dua edelim:
“Allah’ım! İslam’a ve Müslümanlara yardım eyle. Dinimizi- imanımızı- vatanımızı- milletimizi her türlü tehlikelerden koru. Bize dünyada ve ahirette iyilik ve güzelliler ihsan eyle. Bizi- anamızı- babamızı ve bütün Müslümanları bağışla. Muhakkak ki sen, duamızı işiten ve kabul edensin.”

Mübarek Berat Kandilinizi tebrik eder, dünyaya huzur ve barış getirmesini temenni ederim. ÂMİN…

10 Ekim 2007 Çarşamba

Mirac Kandili


10. Ağustos. 2007, Recep ayının 26’sını 27’sine bağlayan gece Mirac Kandili’dir. Sevgili Peygamberimizin gecenin bir anında Cebrail A.S. ile birlikte Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ ya yaptığı kutsal yolculuğa İsra; Mescid-i Aksa’dan sonsuzluk âlemine, Sidretü’l Münteha’ya yapılan kutsal yolculuğa ise Mirac denilir.

Milâdi 610 yılından öncesine baktığımız zaman, dünyada büyük bir huzursuzluk vardı. Ahlak kirlenmiş, ticaret kirlenmişti. İçkinin her türlüsü alabildiğine içiliyor, gelecek falcılıkla belirleniyor, eşkıyalık ve yol kesmenin önüne geçilemiyor, kadın insan kabul edilmiyor, yoktan yere kabile savaşları yapılıp insanlar öldürülüyordu.

Yüce Allah, insanlığı içinde bulunduğu bu buhrandan kurtarmak için son elçi Hz. Muhammed’i görevlendirmişti. O da insanlığı kurtuluşa davet ederken çeşitli eziyetlere maruz kalmış, bu arada amcası Ebu Talıp ile eşi Hz. Hatice vefat etmişti. Onun üzüntülü geçen günlerine “senetül hüzün” denilir.

İşte bu sıkıntıların ardından yüce yaratıcı sevgili dostunu huzuruna davet etmiştir.

Cebrail A.S.gecenin bir anında Rasulullah’ a gelerek onu manevi bir ameliyata tabi tutmuş, göğsünü yararak kalbini nurla doldurmuş, Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da Sidretü’l Münteha’ya götürmüştür.

Bu olay Kur’an-ı Kerim’in İsra suresinde şöyle beyan ediliyor:

“Bir gece, bazı ayetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir.” (İsra–1)

Son peygamber gecenin bir anında Cebrail A.S. tarafından ses hızında olan Burak adındaki vasıta ile Mescid-i Aksa’ya, oradan da ışık hızında olan Refref adındaki vasıta ile Sidretü’l Münteha’ya götürülmüştür. Budan sonrasına Cebrail A.S. bile gidememiş, metafizik ötesinde bilinmeyen âlemde Allah’ın elçisi ilahi huzura kabul edilmiştir.

Bu hadiseyi Mevlit yazarı Süleyman Çelebi şöyle anlatıyor:

Aşikâre gördü Rabbül izzeti,
Ahirette öyle görür ümmeti.
Gel Habibim sana âşık olmuşam,
Cümle halkı sana bende kılmışam.
Ne muradın var ise idem reva,
Eyleyen bin derde bin türlü deva.
Ol zayıf ümmetlerim hali nola,
Hazretine nice anlar yol bula.
Ümmetimi sana verdim ey Habib,
Cennetimi anlara kıldım nasip.

Mirac olayı sevgili peygamberimizin büyük bir mucizesidir.

Allah’ın peygamberine özel muamelesi, lütuf ve ihsanıdır.

Onun âlemler ötesine yaptığı kutsal bir yolculuktur.

İnsanlık tarihinde meydana gelmiş en önemli olaydır.

Bu olay, peygamberimizin şahsıyla insanlığın önüne açılan sınırsız bir yükseliştir.

Ona gösterilen manzaralar ve ona yapılan muamele, onun ne büyük bir değere sahip olduğunu gösterir.

Sevgili peygamberimiz bu kutsal yolculuğunun sonunda Müslümanlara üç manevi hediye sunmuştur:

1- Beş vakit namaz.

2- Bakara suresinin son ayetleri.( Âmenarrasulü)

3- Allah’a şirk koşmayan kişilerin günahlarının bağışlanacağı.

Manevi duygularımızı canlandıran, iç dünyamıza değerlendirme imkânı veren, sorumluluğumuzu hatırlatan bu gecede gönül kapılarımızı herkese açalım. Dua ve niyazlarımızın semaya yükseldiği bu gecede Yüce Yaratıcıdan birlik ve beraberlik temenni edelim. Birbirimizin kandilini tebrik edelim.

MİRAC KANDİLİNİZİ TEBRİK EDER, İNSANLIĞIN HUZUR VE BARIŞINA VESİLE OLMASINI TEMENNİ EDERİM.

Üç Aylar ve Regaip Kandili





Üç aylar diye isimlendirdiğimiz Recep - Şaban ve Ramazan aylarından ilki olan Recep ayına 16 Temmuz 2007 tarihinden itibaren girmiş bulunuyoruz. 19 Temmuz 2007 tarihinde Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece de Regaip kandilidir.


Recep ayı mübarek aylardandır. Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:

“Doğrusu Allah gökleri ve yeri yarattığı günkü kesin hükmünde ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü (Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Recep) haram aylardır. Bu ayların haram kılınışı (Hz. İbrahim A.S’dan gelen) doğru dinin hesabı ve hükmüdür. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin.” (Tövbe / 36)

İslamiyet’ten önce bu aylara saygı duyulmuş, bu aylar girdiği zaman düşmanlıklar bırakılmış, savaşlara son verilmiştir. Bu durum İslamiyet geldikten sonra da devam etmiş, kılıçlar kınlarına oklar torbalarına konmuştur.

Üç ayların ülkemizde ve İslam dünyasın da ayrı bir yeri ve önemi vardır.Recep ayında doğanlara RECEP, Şaban ayında doğanlara ŞABAN, Ramazan ayında doğanlara RAMAZAN ismi verilmiştir.

Bu aylar, dünyanın ağır meşguliyetleri ile bunalan ruhlarımızı dinlendirir.Bu aylarda Allah’ın rahmeti adeta coşar, müminlerin üzerine sağanak sağanak yağar. Yüce Allah bu aylarda yapılacak olan hayırların ve iyiliklerin, paylaşılan sevinç ve kederlerin mükâfatını kat ve kat verir.

Üç aylar girdiği zaman peygamberimiz şöyle dua ederdi: “Allah’ım bize Recep ve Şaban’ı mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır.”(Taç, C: 5- S: 219)

Ahlâki değerlerimizi kaybettiğimiz zaman, hırsızlık, arsızlık, haksızlık, yolsuzluk, kin ve düşmanlık duyguları artar. Bu aylarda yapacağımız iç gözlemlerimiz ile merhamet ve şefkat duyguları ortaya çıkar.

Ruhun disiplin altına girdiği üç aylar sevap yönünden çok kazançlı aylardır. Kulluk şuuru içinde yüce Allah’a yapılan her türlü ibadet mutlaka karşılığını bulacaktır.

Beş kandil gecesinden dört tanesi üç ayların içindedir.Recep ayının ilk Perşembesi’ni cumaya bağlayan gecesi Regaip kandilidir.

Recep ayının yirmi altıncı gecesini yirmi yedinci gecesine bağlayan gece Miraç kandilidir. Şaban ayının on dördüncü gecesini on beşinci gecesine bağlayan gece Berat kandilidir. Ramazan ayının yirmi altıncı gecesini yirmi yedinci gecesine bağlayan gece ise Kur’ân-ı Kerim’in indiği Kadir gecesidir.

Peygamberimiz hadisi şeriflerinde bazı gecelerin çok faziletli olduğunu beyan etmiştir.O, Buyurmuştur ki:

Beş gece vardır ki, o gecelerde yapılan dualar geri çevrilmez.

1- Recep ayının ilk Cuma gecesi.(Regaip Kandili)
2- Şaban ayının on beşinci gecesi.(Berat Kandili)
3- Cuma gecesi.(Perşembeyi cumaya bağlayan gece)
4- Ramazan bayramı gecesi.(Arife gününü bayrama bağlayan gece)
5- Kurban bayramı gecesi.(Arife gününü bayrama bağlayan gece)-(Camiussağır/C:2 S:5)

Regaip kandili üç ayların ve kandil gecelerinin habercisidir. Bu gece -rağbet edilen- hürmet edilen- bolluk- bereket ve fazilet gecedir. Bu gecede Allah’ın lütuf ve ihsanı müminlere bol bol verilir.

Bu mübarek aylarda ve gecelerde peygamberimizin tavsiye ettiği şu duayı yapalım: “Allah’ım sen affedicisin affetmeyi seversin beni de affet.”(Tirmizi/84)


Mübarek aylarda ve kandil gecelerinde, kötü duygu ve düşüncelerimizi kalplerimizden atalım. Kin ve düşmanlık gibi duygulara yer vermeyelim. Kalplerimizi güzel duygularla dolduralım. Birbirimizi sevelim. Ey Allah’ın kulları kardeş olalım.

ÜÇ AYLAR VE REGAİP KANDİLİ MÜBAREK OLSUN, GÖNLÜNÜZ HUZURLA DOLSUN.